Gayretkeş Valiler ve Tekadam

Evlerinde haremlik selamlık olmayanı  komşular ihbar ederse ne olacak? “Yeni kanunlar” mı çıkarılacak, yoksa hali hazırda olan kanunlar ile “aykırı” davranan hizaya mı getirelecek?  Basın temsilcisine “Evladım” diye eposta atan “gayretkeş” valiler tarafından. Bu tabii mizahi bir yaklaşım.

Avustralya’da stajyer hekim adayı iken bir tabir ile bir yaklaşım öğrenmiştim. WNL within normal limits. Normal limitler içinde demek kısaca. Hastalık tanımı  NLİ olmayan bir durumdur demişti hocalarım. Tabii beslenme hataları sosyolojik boyutlara gelince örneğin ben öğrenciyken %5 civarında olan şeker hastalığı %20 lere çıkınca NLİ ne demek diye insan sorabiliyor. Şeker hastalığı nasıl bakarsak bakalım NLİ değil.  Biyoloji  ve hekimlik tarihi açısından değil; Bir yörede şeker hastalığı olanlar çoğunlukta olsalar veya mecazi anlamda “iktidarda” olsalar bile.

Bu doğabilim örneğinde gördüğümüz gibi Erdoğan’ın mütehakkim  Vahabi İslam anlayışı ve kendini “ülkenin imamı” olarak görmesi etrafına kaç tane “gayretkeş” Vali alırsa alsın artık NLİ değil. En azından insanlık tarihi açısından bakınca.  Erdoğan partisine ve ülkeye zarar verecek bir konuma geliyor, bilhassa kariyer düşkünü “gayretkeş memuran” dolayısı ile. Daha evvel demografi konusunu yazmıştım bakınız: nufus-hakkinda.  Üç çocuk olsun diyen Valiler falan çıktı. Bir yaşlı demograf  şimdi herhangi bir Valiye “Evladım, bilmediğin konulara girme” diye eposta atsa, o Vali dünyasını şaşırmaz mı?  “Üç çocuk” diyen Vali basitçe  yaranma derdinde, aniden nüfusbilim ile uğraşmaya başladığı falan yok.

Batı’da din savaşlarında yaklaşık 500 yıl önce,  kısmen kentlerin %70 ı kırılmış, o nedenle memurlar sivil hizmetkar lafını içlerine sindirmeye alışmış. Bizde daha o birikim yok ve epeyce ensemize tokat yiyeceğiz anlaşılan.

Arınç’ın ve Gül’ün “bu partiyi beraber kurduk” söylemleri Erdoğan’ı fazla etkilemiyor.

Arınç “dün, bugün  ve yarın” cevap isteyerek   Gezi ve  Öğrenciler konusundaki dışavuran farklı yaklaşımın izahının aciliyetine parmak bastı ve bunu bilinçli olarak basın yolu ile yaptı.

Erdoğan oralı olmadı.  “Dönünce  partinin resmi mercilerinde konuşuruz “ gibisinden as üst ilişkisini vurgulayan bir umursamazlık sergiledi.

Arınç “kimsenin kum torbası olmam” diyerek bu üslub ve yaklaşım (Erdoğan gerilimci, Arınç: gerilim düşürücü) farkının  açıkça tartışılmasını istedi. Erdoğan ise şakşakçıları olduğu sürece assolistliğe devam kararında. Anlayış ile karşılamak ve artık istirahat zamanının geldiğini Erdoğan’a  anlatmak çözüm. Bakalım AKP de dik duracak kaç insan çıkacak? Özsaygısı ve güveni olanlar Erdoğan gibi assolistlerle çalışamazlar.

Celal Bayar sohbetlerde hep çözümün normaller içinde aranması gerektiğini vurgulardı. Merakla göreceğiz artık  normaller  nasıl? Demokrasi tarihi boyuncva %10-15 civarında oy alan Refah  doğrultusunda mı yoksa farklı mı? Öyle veya böyle, insanlık tarihi boyunca olan gelişme Türkiye’de de saygı görecek mi yoksa “gayretkeş” valiler ile ülkede tarihin tersine doğru gidiş, bir “kasabalılaşma süreci” mi sürecek?

 

Ps Ben Arınç’ın çıkışını önemsedim ve bu yazıyı yazdım. Birkaç dost ile sohbette hiç önemsemediklerini anladım. Biri “Bu pilav çok su götürür” dedi bir diğeri “kayıkçı kavgası”. Farklı algılamadaki güzellik.