Aziz, Umberto Ve Mahmut’un Yüzdeleri…Zeki Kıvrak

Tarih: 14 Nisan 2013 

 

Aziz Nesin bundan senelerce evvel rakamı % 65 olarak koymuş, hemen ardından da % 90 olarak revize etmişti, ve değerlendirmesi sadece Türk halkını içeriyordu.

Umberto Eco ise geçen hafta “İnsanların % 50 si” dedi: “Aptaldır”.

Çok bilenlerimiz, entellektüellerimiz, apak beyazlarımız, orta bilenlerimiz, tam beyaz olmasa da esmer olmayanlarımız konuya balıklama atladılar, bu iki muhteşem yazarın hipotezine saygıyla ve yürekten, içten katıldılar. Bu saygıdeğer hipotezlerin doğru olduğuna dair eteklerinde ne varsa ortalığa saçtılar. Çünkü aptal olmayan yüzdeye ciddi katkı sağladıklarından, kendileri de olmasa yüzdenin daha da yukarılara tırmanacağından son derece emindiler.

Geriye kalanlarımız; az bilenimiz, hiç bilmeyenimiz, buğday renklimiz, esmerimiz veya zencimiz, bütün gayri vesairemiz, yani biz sıradanlar öfkeyle fırladık ayağa; “biz aptal değiliz” diye. Bir kişi hariç: hemşehrimiz Mahmut.
Çünkü onun işi kolay; sevimli bilgeliği ile işin kolayını 2007 yılında yazdığı kitapta bulmuş. Kendisini dışlamadan “Ayrımcılığa ne gerek var” demiş geçmiş: “İnsan türü Saftır- Mankind is gullible”
Sayın Tolon haricindekilerin sorunu şu soruda düğümleniyor: peşin peşin saflarımızı tutmuş olmamıza rağmen acaba hangimiz çizginin hangi tarafındayız, hangi yüzdedeyiz?
Aslında, bundan senelerce önce biraz gençliğin de etkisi ile olsa gerek, içim rahattı, % 90 a girmediğimden son derece emindim. Şimdi değilim. Kesin doğrularım vardı, doğru bildiklerime inançlarım vardı, ideallerim vardı. Şimdi yok.

Hep birlikte birer birer ipe dizdiğimiz yıllar bana iki şey öğretti:
Doğrular toplumdan topluma değişebiliyor, bunu yaşayarak öğrendim, 17 yıl süren yenidünya maceramda. Örnek “Yoğurt beyazdır-Türkiye, Yoğurt pembedir, tabi çilekli; mor yoğurt dahi var; mavi böğürtlenli olanlar, -ABD”

Doğrular zaman içerisinde değişebiliyor. Bundan 1000, 100, 10 ve hatta geçen seneki doğrular (veya yanlışlar) bu sene yanlış ( veya doğru) olabiliyor. Örnek “Yoğurt beyazdır- Türkiye/2008, çilekli pembe yoğurt Türkiye ‘ye 2009 da geldi haberiniz yok mu?”

Bu değişkenlik çerçevesinde de bazı şeylerin doğruluğunu ölümüne savunmak ve her şeye rağmen kendimizi akıllı, herkesi kör, alemi sersem sanmak bizi ne kadar aptal olmayanlar kefesine koyar, bunu kestirebilmek gerçekten zor. Üstelik entelektüel olmanın gerekliliklerinden birinin başkalarını aşağılamaktan, gerçekten aptal olsalar bile onlara aptal muamelesi çekmekten geçtiğini düşünenler bazen ciddi biçimde itici olabiliyorlar ki böyleleri her daim karşımıza çıkabiliyor. Bu, çok üzücü.

Gerçek entellektüeli ve özellikle de sanatçıyı ayırmanın zamanı geldi de geçiyor. Entellektüellik, sanatçılık, yazarlık, kendini büyük görmek anlamına gelmemeli. Tamam, toplum düzeyine inmek gerekmez, yaratıcılığınız kaybolabilir ama diğerlerini özellikle diğer % 50 yi aşağılamak gerçekten gerekli mi?
Sonuç olarak benim yüzdem ne mi? Bendeniz Mahmut Tolon safındayım.