Mandela, Gandhi, Atatürk

İnsan yurtdışında uzun yıllar kalıp dönünce Türkiye’de bir Atatürk  çarpılması yaşıyor.  Her yerde Atatürk heykelleri. Her söylevde Atatürk. Dünya ile mukayese edince  önemli liderlerden biri ama  örneğin Mandela veya bilhassa Ghandi boyutunda değil.

Atatürk’e katiyyen karşı değilim ama dünya görüşüm Kemalizm falan da değil. Öyle bir izm sadece Türkiye’de var.  Türkiye’yi Atalay Mandela’nın cenaze töreninde  temsil edecekmiş. Keşke Mandela’nın önemini hüküment kabul edip Cumhurbaşkanı seviyesinde temsilimiz olsa idi.  Mandela olmasaydı Obama olamazdı örneğin.

Mustafa Kemal daha kolay bir demografide hükümet etmiş. Güney Afrika’da daha belirgin  ve tehlikeli bir insan coğrafyası var. Hala da yollarda, evlerdeki soygun ve şiddet oranları ile Apartheid traumasının izleri sürüyor.

Atatürk’e olan sevgiyi göstermek için  kırmızı yapraklı  Euphorbia bitkisini

(Almanca’da Noel Çiceği İngilizce’de bitkiyi Meksikadan bulan ve ABD de yaygınlaştıran Büyükelçinin adı ile Poinsettia olarak tanınır) Atatürk çiçeği olarak anmamızda bir sakınca yok ama bu ismin bitkinin dünya çapındaki ismi olduğuna inanmak bize has bir abartı.

Benliğini Atatürke borçlusun türünde bir abartı. Anama ve babama borçluyum Elhamdüllillah. Atatürk çağındaki fikirlerin bir neticesi ve Cumhuriyetin kurucusu  saygı göstermek gerek tamam ama benliği borçlu olmaz?  O olmasaydı da kadınlara hak verilecekti veya daha belki de kadınlar o hakkı başka ülkelerde olduğu gibi söke söke alacaklardı. Azerbeycanda ayni lisanı konuşan hemcinslerimiz apayrı bir ideoloji altında da almadılar mı?

Çok kaba karakalem bu fikirleri kağıda dökünce akla gelen soru Erdoğan ile Atatürk mukayesesi. Birisi  dünya çapında bir lider ve devletin kurucusu.  Diğeri, şu anki Başbakanımız inanılmaz başarılar göstermiş olan son zamanlarda maalesef birleştirici olabilecekken kavgacı bir izlenim veren yerel bir lider.  Türk Kürt çatışmasında şimdiye kadar attığı adımları olumlu olarak algılıyorum.  Bu tür bir yazıyı yazabilmem  AKP dönemi öncesi mümkün değildi örneğin.Ben politikaya uzaktan bakıyorum, ama sanırım Gezi sonrasında  Başbakanın verdiği tepkiler, “Dindar bir nesil yetiştirmek” İki ayyaş” “ üç çocuk”  vs türünden söylemlerle sanki tarihe sadece bir dipnot olarak geçmek için gayret gösteren bir lider haletiruhiyesinde gibi görüyorum. Keşke hükümet, Mandela’nın cenazesinde sadece Başbakan Yardımcısı seviyesinde temsil edilmeseydi.