Oyun ve Evrim

Allahtan önyargılar var. Bu şekilde yanıldığımızı anlayıp onları aşabiliyoruz. Önyargı olmasa bilim olmazdı. Halbuki biz savaşla evrilmek yerine oyunla evrilmeyi seçtik, kimse farkında değil.

Çocuk sabahtan akşama oyun oynuyor!   Koskoca adam her boş dakikasında  bilgisayarda oyun oynuyor! 

Bunlar sıkça duyduğumuz şikayetler. İçlerinde biraz da yargı var.   “Hasta mı ne?  Oyundan başka birşey düşünmüyor.”

Bütün resime bakınca belki de oyun oynamanın faydalı  olabileceği ve muayyen bir denge içinde olunca tedavi boyutu bile olduğunu gösteriyor bize bilim.

ABD li vatandaşların yarısı yani rakam ile her iki ABD liden birisi oyun oynuyor. Almanya’da bu rakam üçte bir ve her gün artıyor.

Oyun oynarken acı çekmiyoruz. Belki kişi kendi dünyasındaki kördüğümleri açmaya çalışıyor. Dostluklar ve hatta seks gerçek dünyada olandan daha güzel olabiliyor.  Neredeyse mutlak hürriyet var.

Benim neslim TV nin ilk  çıktığı zamanı da anımsıyor.  Genelde çocuklara yasaklamak  moda idi ilk başta; veya günde şu kadar süre seyretsinler diye  yaklaşım gösterirdi ebeveynler.   Bambaşka bir yaklaşım ise : bırak seyrettiği kadar seyretsin zaman içinde sıkılıp başka şeylere merak salar idi.   Hangisi doğru bilemiyorum ama ebeveynin görevi başka alternatiflerle de tanıştırmak  çocuğu.  Zaten yasak ile fazla uzağa gidilemiyor.

İçimizde kuzenlerimiz bonobolardan (daha oyuncu olan) ve şimpanzelerden (daha saldırgan olan maymunlar) öyküler var genler halinde.  Bu öykülerdeki kördüğümleri de çözmeye, anlamaya kendi içimizde bir istikamette saf tutmaya çalışıyoruz oyun oynarken. Ne demişler?   Gereksinim olan kuvvet damarlarındaki asil kanda mevcuttur!  Bu kanda da oyun olarak görürsek bonobo ve şimpanze yaklaşımları  ve öyküleri dolaşıyor. Düşünün bir kere: neden bilge insanı hep biraz muzip ve neşeli, daha ebleh ve yetersiz olanı sürekli saldırgan olarak resmediyoruz zihnimizde?  Doğada eşitlik yok,  doğal olarak özlediğimiz tür bir adalet te yok. Oyunlarda bu ebedi hasretlerimiz daha çok tatmin ediliyor.

Sadece Angry Birds veya  Candy Crush gibi oyunlarla geçirilen zamanın toplamı binlerce yıl yapıyor!  Eywah! İnsanlık göçüyor bu denli sorun varken insanlar oyun derdinde!  Mi?   Dünya insanları şu an bir haftada  3 milyar saat  çeşitli oyunların başında geçiriyorlarmış.   Spiegel dergisine göre 21 milyar saat haftada oyun oynasalar dünya daha iyiye gidermiş. Nasıl mı?

“Oynayıp, oynayıp sonunda bir hafif makinalı alıp tüm okul arkadaşlarını mı öldürsünler? Kafaları tamamen karışıyor” yaklaşımının karşısında  gerçekten daha güzel, dünyayı değiştirebilecek bir güce sahip olan oyun kapasitemizi olumlu olarak ta görebiliriz.  Jane McGonigal “ “Gerçek kırıldı. Oyunlar dünyayı daha iyi yapabilir” isimli çok satan kitabından oyun oynayanların  bir garip azınlık değil,  giderek artan bir çoğunluk olduğunu öğreniyoruz.

Örneğin basitçe sekerlemeleri patlattığınız Candy Crush geçen yıl 500 milyon kez (bedava) yüklenmiş. Yapan firmada 550 kişi çalışıyor. Bir günde 700 Milyon kez oynanınca ve her oyun yaklaşık iki dakika sürse siz hesaplayın! Oyun bedava da derece atlamak veya daha fazla güç almak için isterseniz birkaç kuruşluk kredi satın alabiliyorsunuz.

Ben de bu yazıyı yazarken yükledim. Birkaç el de oynadım. Ama benim şu anki tutkularım Jetpack ve Hillclimb  ve tabii briç, çok az satranç ve az tavla.

Symphony isimli oyunda bir klasik orkestra yönetiyor ve tonlamayı çalışabiliyorsunuz. Zihin açan, odaklanmayı çalıştıran  ve çağımızın hastalığı olan depresyona  ilaç gibi oyun oynamak. Bir hedefe kilitlen ve oyna. Oynarken de artı değer üret ve birşeyler öğren, en azından odaklan, daha fazla odaklan! Borsa’da günlük alım satım neden o denli populer sanıyorsunuz?

Oyun endüstrisinin bedava oyna modelini örneğin araçlara uygulasak Fiat bedava araç verip sadece daha başka renk veya daha güçlü motor için kullanıcıdan para istemeliydi. Ama bahsedilen zaman milyonlarla saat olunca bu bedava oyna modeli çok  karlı olabiliyor. Neden her öğleden sonra saatlerce top oynayan çocuğa hasta demiyoruz da bilgisayar oyunu oynayana kolayca “hasta” diyebiliyoruz?   Şiddet,  saldırganlık  içeren oyunlar insanları daha saldırgan mı yapıyor ? İlk bilimsel çalışmalar daha ziyade savunma  güdülerinin bilendiğini ve içinde daha temelden bir saldıganlık yoksa, bilgisayarda rambovari oyunları oynayanların ellerine silah alıp okul arkadaşlarını katlemediklerini gösteriyor.

Bilgisayarda, kafa dengi arkadaşlıklar kurulabiliyor. Kavgalar edilebiliyor. Tüm dünyadaki hemcinslerimizle, lisan öğrenmek için bu oyunlar birebir.   Tüm dünyada  insanların birbilerine doğru uzanmaları ve ulaşmaları mümkün.  İnternette herşeyi kaydetmek ve bazı cybering denilen aşk meşk hikayelerini  kişiye karşı kullanmak mümkün mü? Mümkün. Pekiyi bu nasıl aşılacak?  Oynayarak ve daha fazlasını yaparak kaydedeni zihnimizden silerek. Nasıl kapalı bir alanda yüksek sesle  ceptelefonuyla konuşmanın bir densizlik olduğunu zaman içinde öğrenip gerektiğinde dışarı çıkıp kimseyi rahatsız etmemeyi öğreneceksek, kişilerin özel kayıtlarını kaydetmenin ve kontrol etmenin zaman içinde densizlik olduğunu anlayacağız ve bu sorunları da aşacağız.  Oynayarak.  18 yüzyılda matbaanın yaygınlaşması ile okuma da gençleri sarmıştı. Batıda Kilise ve Devlet yöneticileri bu “gawur icadının” gençliğe zarar vereceğinden korkup önlem almak istediler. Bizde ise daha sonra Telgrafta olduğu gibi uzun yıllar sokmadılar matbaayı içeriye bile!  Halbuki Kuran “Oku! “diye başlar. Şimdi yazılsa belki “Oyna!” diye başlayabilirdi.  Şu an hala evrimi liselerde öğretmediğimiz gibi. Sok kafayı kuma, aman değişmesin diye hırlamaya devam,  ama gerçek  zaten değişiyor.  Yaa işte bu şekilde, gülüp  oynayarak artı değer yaratıp,   vatan, devlet falan gibi kavramları da yerli yerine oturtacak  insanoğlu- zamanla, epeyce trilyon  dakikada. Savaşmaktan daha iyi bir seçenek sanki, değil mi?