Susuzluk – Kuraklık

Kuraklık Allah’ın bizi sınaması.  İnsan yapsa gidip dövelim ama Allah’tan gelince ne yaparsın?   Ama kuraklık aslında insan yapımı, Allah ile bir ilgisi yok.  Ve dövmekle elde edilecek birşey de yok. İkna gerek.  Mesele: gerekli dersleri çıkartabilecek miyiz? Yoksa ramazan davulu gibi ben ben de ben ben demeye devam edip 3 çocuk yetmez 4-5 çocuk demeye devam mı edeceğiz.?

Akhisar ovasının ve  Salihli’nin, Gölmarmara’nın suyu  İzmir’e gidiyor ondan sonra oralarda kuraklık  var ve  çiftçi suyu bulma ve çıkartmak için daha derinlere inerek inanılmaz meblağlar ödemek zorunda kalıyor. Verim azaldı, Gıda pahalı diyoruz.

Sadece  nüfusun doğaya etkisini  1960 lardan 1970 lerden beri öngörüp söylemeye çalışan insanları dinleyecek kadar zeki miyiz? Sınama kısmı o!

Dünyadaki nüfusu  yavaşça 7 milyarın  altına, Türkiye’deki nüfusu tedricen 70 milyonun altına çekmeyi hedeflemek gerek artık.  Yoksa birbirimizi boğazlayarak da bu nüfuslara ineceğiz zaten de, anlayarak planlı yaparsak epeyce daha huzurlu olur.

Susuzluk ve kuraklığa bakış açımızda artık bir paradigma değişikliği gerek.  Kuraklığın sebebi biziz. Nüfus dengesi için çalışmak tek çözüm. Bakış açısını değiştirirsek çözüm de basitleşiyor.

Bakabildiğin kadar çocuk yap. Toprağı koru, betonlaşmayi minimumda tut. Sadece  yollarla ne kadar tarım arazisinin kaybolduğuna geçen yazımda değindim. Yürümek esas, sonra araç. Önce bisiklet, sonra motorlusu. Yavaşlığın yeniden keşfi gerek.

Su, yol  der gibi atmosferdeki karbon miktarını da, 400ppm ne demek te anlamamız gerek .

Kuraklık bir fırsat ayni zamanda.  Istanbul Kanalı gibi sonuna kadar düşünülmemiş  tehlikeli deneyler falan yapacağımıza barajlar ve dere kenarlarındaki erozyonla taşınan verimli toprakları topraksız yere taşı ve bir dahaki yağmurlara hazneyi genişlet, göletler yap.

Yaşlanan nüfus ile yaşayacağız. Fena mı? Birçok işte yaşlanan nüfustan, deneyimli insanlardan faydalanabilirsin.  Orman yollarının korunmasında, etrafa çöp atılmasında, arabuluculukta fahri trafik kontrolünde, eğitimde,  yargıda yaşlanan nüfustan faydalan. Her emekli maaşı alan ve sağlıklı olan ayda 8 saat amme hizmetinde çalışsın. Çoğu zevk ve şevk  ile katkıda bulunacaktır.

Bir bambaşka tartışılması gereken yaklaşım da denizi Anadolu’nun içine doğru çekmek: Bilhassa Ege bölgesi bu işin en azından fikirleşilmesi için  nisbeten kolay bir coğrafya. Gediz, Büyük Menderes deltalarından nehir boyunca verimli toprağı al ve deniz içeriye doğru girebilsin. Tatlı suyu, içme suyu ve tarımsal su olarak kullan. Deniz  içeriye göre girdikçe yağmuru da beraberinde getiriyor.

Bundan 10 yıl kadar önce bir Karadeniz Akdeniz Kanalı önermiştim deniz ile  gelen nem ve yağmur ve bereketten faydalanmak için hem de bir su yolu ile Akdeniz ve Karadenizin kilitlerle kuzey güney istikametinde bağlanmasından. O zaman  dostlarım rahmetli Asaf Pekdeğer ve  Mahir Vardar hocalar bunun ekonomik  fizibilitesinin olmadığını söylemişlerdi. Ama belki Menderes ve Gediz boyunca  farklı bir yaklaşım ile tatlı suyun bilinçli kullanılması ve  denizin etkisinin Anadolu’nun içierisine girmesi palyatif bir tedbir olabilir? En azından nüfus dengesinin gerektiği genel kabul görene ve ders kitaplarına girene kadar?

Ne diyeyim? Dilim döndüğü kadar,  benimle alay edilmesine neden olacak kadar sık bu konuları ve bilhassa nüfus konusunu   gündeme getirmeye çalışıyorum. Kaç kişi okuyor benim  yazdığımı? Cirmim kadar tesirim var  anlaşılan. Ben anladıkça seviniyorum.

Bir dostum politikaya girmemi önerdi. Hem de AKP den; Erdoğan ile olmaz. Bu konuda dönemiyecek kadar çok konuştu. Kendi  kulvarında çok başarılı bir yerel politikacı, ama nüfusa yarış olarak  yaklaşımı bence  yanlış. Acaba ben de Fettullahçı mı oldum şimdi? AKP ye gir ve evrim anlatmaya başla, onu anlamadan nüfusu anlamak kolay değil.  Yüksek kişisel ihtiras seviyesi gerekli o da bende yok.

Nüfus Bombası kitabını Türkiye’de yayınlamamdan beri yaklaşık kırk yıl geçti.  Türkiye’de ilk grup olarak evrim farkındalığı anketini yaptık yetmez mi?  Erozyon hakındaki ilk yazım 1970 de.  Erozyon konusunu  reklam işini çok daha iyi anlayan iş adamları başarıyla son 20 yılda topluma malettiler.  Zaman içinde herşeyin daha doğruya  yöneldiğine inanıyorum da insan yaşamı kısa. Bundan sonraki yazı oyun hakkında olacak, lay lay lom yani.